enver altaylı fatih altaylı akrabamı
CIA ajanı Enver Altaylı'nın İyi Parti gezilerinde ne işi var? Eski İyi Partili Adem Taşkaya bildiklerini-gördüklerini-yakaladıklarını söylemeye ve İyi Parti'yi deşifre etmeye devam ediyor. Daha önce Buğra Kavuncu'nun babası Orhan Kavuncu ve Enver Altaylı'nın FETÖ'cülerle şu meşhur yemek fotoğrafını yayınlamıştı.
Fatih Altaylı: Vatandaş arabasını neresine sokacak biri anlatsın. 29.11.2018 - 12:58 Yayınlanma. Aydın 16:53 Çine Belediye Başkanı Enver Salih Dinçer,
Site De Rencontre Pour Jeune Celibataire Gratuit. İYİ Parti’nin kuruluşundan önce Enver Altaylı’nın kendisine geldiğini, “Partiyi kapatacaklar” dediğini, kendisinin, “Bu parti kurulacak, partiyi kimse kapatmayacak. Seçime gireceğiz ve seçimden de başarılı bir şekilde çıkacağız” karşılığını vermesi üzerine “Parti kurmayın sokağa dökülün” dediğini anlattı. Bu söz çok önemli. Çünkü bu söz CIA’in desteklediği darbelerin şifresini veriyor. Enver Altaylı, CIA destekli 27 Mayıs ve 12 Mart modellerini derin devletin ne olduğunu en iyi bilen insanlardan birisi Ümit Özdağ. ASAM Başkanlığı’nı yapmış. Babası Muzaffer Özdağ, bir darbeci. 27 Mayıs’ın en genç subayı. 27 Mayıs sabahı darbenin lideri Cemal Gürsel’i İzmir’den getiren kişi. Daha sonra Türkeş’le birlikte tasfiye olan 14’ ALTAYLI-RUZİ NAZAR İLİŞKİSİÜmit Özdağ, Enver Altaylı’yı 4 yaşından beri tanıdığını söylüyor. Enver Altaylı’nın ne olduğunu en iyi bilenlerden. Onu CIA adına Türkiye’de görev yapan Ruzi Nazar’ın yetiştirdiği çok iyi bilinir. 27 Mayıs ve 12 Mart sırasında CIA’in Türkiye istasyon şefliğinde önemli bir ajandı Ruzi Nazar. O dönemde MİT’e girmesini sağladığı Enver Altaylı ile Fuat Doğu için “en parlak iki talebem” dediği söylenir. Fuat Doğu, MİT Müsteşarı olduğu dönemde 12 Mart’ı yapan ekibin kadar kapsamlı girişi neden yaptım?Çünkü Ruzi Nazar’ın yetiştirmesi olarak Enver Altaylı da bu darbe süreçlerinde yer almıştı. 27 Mayıs’a ve 12 Mart’a giden süreci CIA ile birlikte sokak hareketleri ile başarmışlardı. Demem o ki Enver Altaylı, Ümit Özdağ’a “Sokağa dökülün” derken geçmişte bunun pratiklerini yapmış bir DE SOKAĞA DÖKÜLÜN’ DEMİŞAskeri-siyasi casusluk ve FETÖ terör örgütü suçlamasıyla cezaevinde olan Enver Altaylı hakkında düzenlenen iddianameye göre, Altaylı’nın “Sokağa dökülün” önerisini FETÖ’ye de götürdüğü anlaşılıyor. Enver Altaylı, 17 Ağustos 2017 tarihli tutanağa göre FETÖ’nün Amerikan kongresiyle ilişkilerini sağlayan Bilal Ekşili ile ABD’deki görüşmesi sırasında, Türkiye’de tüm muhalif güçlerle birlikte hareket edilerek halkın sokaklara indirilmesini DARBE RAPORU HAZIRLAMIŞEnver Altaylı hakkındaki iddianameyi dikkatli bir şekilde incelediğimizde MİT ve CIA’de çalışmış olan Enver Altaylı’nın 15 Temmuz’dan sonra CIA’e 18 Şubat 2016 tarihinde Türkiye’de bir askeri darbe ortamının hazırlanmasına yönelik rapor hazırladığı tespit NEDEN YARGILANIYOR?Ümit Özdağ’ın her cümlesinin üzerinde durularak analiz edilmesi gerekiyor. Özdağ, Enver Altaylı’nın neden hapiste olduğunu anlatırken “FETÖ’cü MİT mensuplarını FETÖ’cü olan damadıyla birlikte kaçırmaktan dolayı girdiler” diyor. Böylece Enver Altaylı’nın damadı Metin Can Yılmaz’ın, MİT’çi Mehmet Barıner’in ABD’ye kaçırılma operasyonunda görev almasındaki asıl sebebin FETÖ bağlantısı olduğunu görmemizi sağlıyor. Enver Altaylı, damadıyla birlikte ABD’deki Halkbank davasında Türkiye aleyhine tanıklık yapması için eski MİT mensubu Mehmet Barıner’i yurtdışına kaçırırken MİT ve Jandarma’nın ortak operasyonuyla yakalanmıştı. Mehmet Barıner, MİT’te görev yaptığı dönemde İran masasında çalışmış, Rıza Zarrab’ı izlemiş bir istihbaratçıydı. Zarrab davasında FETÖ’cü polis Hüseyin Korkmaz gibi Türkiye aleyhine tanıklık yapacaktı. Bu Enver Altaylı değil miydi Türk milliyetçiliğinin bayraktarlığı iddiasını dilinden düşürmeyen...ÖZDAĞ İLE AKŞENER NE KONUŞTULARÜmit Özdağ, FETÖ’cülükle suçladığı Buğra Kavuncu’nun İYİ Parti’ye geliş sürecinde Meral Akşener’i “Bu FETÖ’cü” diye uyardığını anlattı. Bunun üzerine Akşener’in “İki devlet görevlisiyle görüştüğünü, devlet görevlilerinin Buğra’yla ilgili kendilerinde bir kayıt olmadığını söylediklerini” aktardı. Bu görüşme doğru. İYİ Parti kaynakları, Ümit Özdağ’ın “Çok yüksek” dediği iki devlet görevlisinin Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan olduğunu söylediler. Dün Bakanlar Kurulu toplantısı nedeniyle benim Akar ve Fidan’a sorma imkânım DİYALOĞUÜmit Özdağ, Meral Akşener’e gidip Buğra Kavuncu hakkında, “Bu FETÖ’cü. Hem dayısı hem kendisi FETÖ’cü” diyor. Akşener, “Nereden öğrendin FETÖ’cü olduğunu” diye soruyor. Özdağ, “Hem MİT’ten, hem Genelkurmay’dan öğrendim” diye yanıt veriyor. Akşener bunun üzerine partiye kayıtlı sabit telefon hattından Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a ulaşıyor. Buğra Kavuncu’nun FETÖ’cü olduğuna dair bir bilgi olup olmadığını soruyor. Akşener bir ya da en fazla iki gün sonra Ümit Özdağ’ı davet ediyor. “İki tarafa da sordum. Hayır. Bizde böyle bir kayıt yok’ dediler” diyor. Özdağ, canı sıkkın bir şekilde, “Ha öyle mi, memnun oldum” deyip görüşmeden ayrılıyor. Ama belli ki ikna İHRAÇ EDİLECEK Mİ?Ümit Özdağ’ın artık gemileri yaktığı anlaşılıyor. Özdağ, vuruşarak çekilme stratejisini uyguluyor. Peki İYİ Parti Özdağ’ı ihraç edecek mi? Disiplin sürecinin hemen başlatılması görüşünde olanlar vardı. Ancak Akşener’in, Buğra Kavuncu’nun suç duyurusu üzerine, “Ümit Özdağ, Buğra Kavuncu’yu FETÖ’cülükle itham etti ama delil sunamadı” demek için beklemeyi tercih edeceği Parti’nin Ümit Özdağ’ı gözden çıkardığı anlaşılıyor. Ama Buğra Kavuncu hakkındaki iddiaların da açıklığa kavuşturulması gerekiyor.
- 1104 Güncelleme - 1706 Tutuklu eski MİT mensubu Enver Altaylı hakkında “casusluk ve örgüt yöneticiliği” suçlamasıyla düzenlenen iddianameden önemli ayrıntılar gelmeye devam ediyor. İddianamenin eklerinde, Altaylı’nın FETÖ ile irtibatına dair çok önemli fotoğraflar yer alıyor. Altaylı’nın bilgisayarından ele geçirilen fotoğraflarda, kızının nikah kurdelesini 'FETÖ’nün 2 numarası' olarak bilinen firari Mustafa Özcan’ın kestiği görülüyor Altaylı, Ağustos 2017'de FETÖ'den ihraç edilen eski MİT mensubu Mehmet Barıner’i damadı Metin Can Y. aracılığıyla yurtdışına kaçırmaya çalıştığı iddiasıyla gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Altaylı ile damadı Metin Can Y., eski MİT mensubu Mehmet B. ve kaçış planına yardımcı olduğu öne sürülen Seda C., hakkında iddianame hazırladı. O iddianamede önemli tespitler yer alıyor. BİLGİSAYARINDAN ÇIKTI İddianamede; Altaylı’nın masa üstü bilgisayarından elde edilen çok sayıda dijital veride girdi. Bilgisayarda, Altaylı ile aynı soruşturmanın şüphelisi damadı Metin Can Y. ile kızı Dilara Y.’nin nişan törenine ait fotoğraflar da çıktı. Ancak bu fotoğraflarda çok önemli bir detay yatıyordu. Çünkü; fotoğraf karelerinde oldukça kritik bir isim daha bulunuyordu. O isim bir dönem FETÖ’nün Türkiye imamı olan ve örgütün iki numarası olarak bilinen Mustafa Özcan’dan başkası değildi. KURDELEYİ ÖZCAN KESMİŞFotoğraflarda; şüpheli Enver Altaylı ve FETÖ terör örgütü yöneticisi Mustafa Özcan’ın, Dilara Y. ile şüpheli Metin Can Y.’nin nişan kurdelesini birlikte kestikleri görülüyor. O KAREYİ BÖYLE ANLATTI Altaylı iddianameye giren ifadesinde Özcan ile irtibatı ve nişan merasiminde kurdele kesme olayına dair şunları kaydetti “Mustafa Özcan İstanbul’da görev yapıyordu. Ancak ayda bir Ankara’ya bazı bürokratlarla ve siyasilerle görüşmek için geliyordu. Ben de kendisi ile Ankara’ya geldiğinde çok sık olmamak kaydıyla Ankara’da olduğumda zaman zaman görüşüyordum. Görüşme talebi Mustafa Özcan tarafından geliyordu. Benim hiçbir zaman bu şahısla görüşme talebim olmamıştır. Mustafa Özcan’ın sürekli Ankara’ya gelerek bazı görüşmeler yapması dikkatimi çekmişti…2005 yılında kızım Dilara’yı istemek için şu anki damadın Metin Can Y. ve ailesi geldiğinde yanlarında Mustafa Özcan da vardı. Ancak ben ve eşim bu durumdan açıkçası çok rahatsız olduk. Her ne kadar rahatsız olsak da kızım bu evliliği istediği için rıza göstermek durumunda kaldık. Bu süreçten sonra çok nadir görüşmelerimiz oldu. Ben zaten Mustafa Özcan’ın bu tür bir faaliyet içerisinde olduğunu görünce temasımı kestim.” CIA İLE İRTİBAT Öte yandan, iddianamade Altaylı’nın CIA ile irtibatına dair de önemli bilgiler yer aldı. Altaylı’dan ele geçirilen dijital materyallerde istihbari bilgiler, raporlar bulundu. Çok sayıda CIA görevlileri, bazı uluslararası kişilerle fotoğrafları tespit edildi. Türkiye’de bir askeri darbe ortamı hazırlamak amaçlı destabilizasyon faaliyeti yürütülmesi gerektiğine dair 18 Şubat 2016 tarihli rapor ve notlarda Altaylı’nın bilgisayarından çıktı. BM BİNASINDA İddianamede, Altaylı’nın cep telefonunda bulunan bu görüntü, 25 Haziran 2015 günü Birleşmiş Milletler Binası'nda çekildiği belirtildi. İddianamede bu fotoğraf için “Özel davet/yetki ile girilebilen Birleşmiş Milletler Binası Toplantı salonunda şüpheli Enver Altaylı’nın fotoğraf çektirmiş olması dikkat çekicidir" denildi.
Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davanın iddianamesinde sanıklardan Mehmet Barıner'in FETÖ mensubu olduğu ve "Mustafa" kod adıyla faaliyet yürüttüğü faaliyetlerini MİT'te İran masasında görev yaptığı dönemde de sürdürdüğüne yer verilen iddianamede, Barıner'in 1 Aralık 2016'da kamu görevinden ihraç edildiği bildirildi. Barıner'in, Altaylı'nın damadı Metin Can Yılmaz ile üniversiteden tanıştıkları aktarılan iddianamede, Altaylı ve Yılmaz'ın, Barıner'i yurt dışına çıkarmaya çalıştıkları kaydedildi. İddianamede, Barıner'in yurt dışına çıkarılmasıyla ABD'deki Halkbank davasını manipülatif şekilde etkilenmesinin amaçlandığına yer "terör örgütü yöneticiliği" ve "siyasi ve askeri casusluk", damadı ve eski bir MİT mensubuna "terör örgütü üyeliği" ve "siyasi ve askeri casusluk" suçlamaları yönetildi. Altaylı'nın 30 yıldan 42 yıl 6 aya kadar, Yılmaz ve Barıner'in ise 22 yıl 6'şar aydan 35'er yıla kadar hapisleri istendi. Altaylı'nın FETÖ mensuplarının yurt dışına çıkarılması için damadının yanı sıra Türkiye ve Almanya vatandaşı Ali Serhat Ilıcak ile birlikte hareket ettiği aktarılan iddianamede Ilıcak'ın Muğla'da temas kurduğu Seda Chamatzoglou'nun ise "örgüt üyesi olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek örgüte yardım etmek" suçundan 1 yıl 6 aydan 4 yıla kadar hapsi talep edildi. ÇOK SAYIDA DİJİTAL MATERYAL ELE GEÇTİ İddianameye göre, şüpheli Enver Altaylı'nın konutunda yapılan aramada, "Hizmet Hareketinin Siyasete Yaklaşımı Üzerine Düşünceler" başlıklı 14 sayfalık slayt sunumunun da aralarında bulunduğu çok sayıda dijital materyalin yanı sıra FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'e kitaplar ele göre, Altaylı'dan ele geçen dijital materyalde, istihbarat ve istihbarata karşı koyma faaliyeti sayılabilecek bilgi ve raporlar, aralarında CIA görevlilerinin de bulunduğu bazı kişilerle irtibatını gösteren kayıtlar, Türkiye'de askeri darbe ortamı hazırlamak amaçlı faaliyet yürütülmesi gerektiğine dair rapor ve notlar, yurt dışındaki bazı kişilerle yapılan yazışmalar ve darbe girişiminin ardından örgütün izleyeceği stratejilere ilişkin raporlar yer aldı. Altaylı'dan ele geçen cep telefonunda, üst düzey FETÖ/PDY mensupları tarafından kullanıldığı bilinen "Signal" isimli haberleşme uygulaması bulundu. Enver Altaylı'nın telefon verileri üzerinde yapılan çalışmada, Mümtazer Türköne, İbrahim Faruk Bayındır, Salih Yaylacı, Erkam Tufan'ın da bulunduğu bazı kişilerle irtibatı tespit AMERİKAN VE İSRAİL DOSTLUĞU Altaylı'nın bilgisayarından ele geçen, kendini anlattığı İngilizce metinde, "Enver Altaylı, Türk, Amerikan ve İsrail dostluğuna inanmaktadır; kanaatince bu tarafların çıkarları çatışmamakta ve Türkiye'nin jeopolitikası, Amerika ve İsrail ile iş birliğini zaruri kılmaktadır." ifadesi yer ele geçen raporlarda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan bazı ifadelerin yanı sıra Türkiye'nin mevcut askeri durumu hakkında bilgilere de yer verildi. Türkiye'de askeri darbe gerçekleştirmenin ABD yönetimine bir seçenek olarak sunulduğu raporlarda, "Erdoğan kendisine en çok bu isimle hitap edilmesini seviyor. Arapça Re's baş kökeninden gelen Reis; lider, daha doğrusu führer veya duçe anlamına geliyor." ifadesi dikkati bu ifadelerle Erdoğan'ı, Hitler ve Mussolini'ye benzeterek diktatör algısı oluşturulmaya çalışıldığı ifade edildi. Bilgisayarda ele geçen ve Enver Altaylı tarafından hazırlandığı değerlendirilen bir mektupta sanığın FETÖ elebaşı Gülen'e "Muhterem Efendim" şeklinde hitap ettiği görüldü."SAYGI İLE EĞİLİRİM"Mektubun devamında "Kötüler, peşin hükümlüler, art niyetliler elbette yalan ve iftiralarını devam ettireceklerdir.", "Aydınlatılmış ve hizmet kervanına katılmış olacaktır." ifadeleriyle, sonuç bölümündeki "Muhterem Efendim, lütfen bizi dualarınızdan mahrum bırakmayınız. Burada şu hususu tekrar ifade etmek isterim. Gönlümde zatıalilerinize karşı garazsız ve coşkun bir sevgi kaynaması var. Efendim ellerinizden öper huzurunuzda saygı ile eğilirim?." ifadeleri dikkati ele geçen başka bir belgede ise Altaylı, Kaşif Kozinoğlu'nun MİT müsteşarı veya müsteşar yardımcısı olmaya çalıştığından, o da olmaz ise operasyon daire başkanı olmak için çaba harcadığından bahsettikten sonra "Eğer böyle bir şey olursa Allah memleketi, devleti, Fethullah hoca efendiyi, cemaatin önde gelenlerini korusun. Bu bir felaket olur." ifadesini göre, bilgisayarda ele geçen bir başka mektupta Altaylı, "Hizmet kervanınızda benim de payım olursa bu da Rabbimin bana bir büyük lütfu olacaktır." diyerek Gülen ile birlikte hareket etme iradesini ortaya koydu. Mektupta, "Zatıalilerinizin taraftarı oldukları iddia ve gerekçesi ile 20 MİT görevlisi son derece sıkı bir takibe alınmışlardır." bilgisini veren Altaylı, "Başbakan, müsteşar nezdinde teşebbüste bulunarak, Kaşif Kozinoğlu'nun etkisiz hale getirilmesini ve bu 20 görevli hakkındaki izlemenin durdurulmasını temin edebilir. Ancak Başbakan'ın böyle bir inisiyatif kullanacağı kanaatinde değilim." ifadesiyle örgüt elebaşı Gülen'den, Kozinoğlu'nun etkisiz hale getirilmesini istedi. Altaylı, Gülen'e yönelik mektupta, dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'dan bahsederek, "Yeni Genelkurmay Başkanı'nın zatıalinize ve yapılan hizmetlere bakışı son derece menfidir." ifadesini kullanması dikkati çekti. DIŞ İSTİHBARATLA İLİŞKİSİ ANLATILDI İddianamede, Altaylı'nın çok sayıda CIA çalışanı ile irtibatının bulunduğu, bunlarla Türkiye'deki sosyal ve siyasal gelişme hakkında yazışmalar yaptığı, kritik gelişmelere ilişkin raporlar hazırladığı eski CIA çalışanı Duane Clarridge'in ile fotoğraflarının bulunduğu, söz konusu karenin 23 Şubat 2016'da çekildiği bildirildi. Enver Altaylı'nın oluşturduğu bir mail içeriğine yer verilen iddianamede, "Dear Mike, biz simdi Türkiye'de güvenilmez, çoğulcu demokratik sisteme, hukuk devletine ve hukukun üstünlüğüne düşman bir diktatör tarafından yönetiliyoruz ile başlayarak muhatabına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı düşman ve diktatör olarak tanıtmakta olduğunun görüldüğü, metin içinde ülkemizde 15 Temmuz 2016'da yaşanan darbe teşebbüsün ardından gözaltına alınan veya tutuklanan örgüt üyelerinden 'masum insanlar' diye bahsettiği, tasfiye edilen darbeci askerlerden 'milli ordu' olarak bahsedildiği ve yok edildiğinin belirtildiği anlaşıldı." ifadeleri EDİLDİAltaylı'nın cep telefonunda, "Dear Mr. General Flynn. I know that your time is..." kelimeleriyle başlayan 3 Ekim 2016'da oluşturulan e-posta taslağı bulunduğu anlatıldı. Taslakta ABD başkanlık seçimlerinin bütün dünya için önemli olduğuna değinen Altaylı, şunları yazdı"Tüm kalbimle büyük bir zafer kazanmanızı diliyorum. İngilizcem pek iyi değil, mazur görün lütfen. Ben şu anda Frankfurt'tayım. Son zamanlarda basında büyük bir karalama kampanyasına maruz kalıyorum. Kısa süre önce bir kitap yayınlandı. Kitapta, Enver Altaylı'nın CIA ile iş birliği yaparak kanlı eylemlere imza attığı yazıyor. Her şeyi örgütleyenin Altaylı olduğu yazıyor. Bu yazarlar Rusların talimatıyla hareket ediyor. Moskova çok iyi biliyor ki bölgede ne yapmaya çalıştıklarını bilen birkaç kişiden biri benim. Putin’in bu politikasına karşı çalışacağımı biliyorsunuz. Bu yüzden de beni tasfiye etmek istiyorlar. Bir süre Belfast’te kalacağım. Türkiye’deki bu olumsuz gelişmeler sebebiyle görevime oradan devam edeceğim. Belfast, Washington ve Ankara’nın arasında. İyi bir lokasyon belirledim. Herhangi bir sorunuz olursa ya da benimle konuşmak isterseniz dilediğiniz zaman Skype üzerinden görüşebiliriz. En içten dileklerimle sevgiler."İddianamede, ByLock kullanıcıları Salih Yaylacı ile Yusuf Kenan Yarma'nın deşifre edilen yazışmalarına göre Altaylı'nın 2015'te ABD'ye gelerek firari örgüt yöneticisi Mustafa Özcan üzerinden elebaşı Gülen ile görüşmek istediği bilgisi yer aldı. Yazışmaların yapıldığı tarihte Altaylı'nın ABD'de bulunduğu, internet sağlayıcılarından konum bilgisinin ise Birleşmiş Millet Genel Merkezini gösterdiği aktarıldı."KARGAŞA ORTAMI"FETÖ ile irtibatının uzun yıllar öncesine dayanan Altaylı'nın, Mustafa Özcan’ın talebi üzerine örgüt hakkındaki çalışmaları ile bilinen 2002'de suikasta kurban giden Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu ile örgütü konu alan Köstebek kitabına ilişkin görüştüğü Silivri Cezaevinde tutuklu bulunduğu esnada hayatını kaybeden MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun tasfiyesine yönelik raporlar hazırladığına dikkati çekilen iddianamede, şu değerlendirmeye yer verildi "MİT veyahut askeri üst düzey bürokrasi tarafından bilinebilecek konularla ilgili raporlar düzenleyebildiği ve etkili sonuçlar aldığı, yine yeri geldiğinde dünya kamuoyunu etkilemeye yönelik dezenformatif raporlar hazırladığı, bu uydurma raporlarda belirtilen söylemlerin gerek ülke içinde ve gerekse Türkiye Cumhuriyeti muhalifi ülkeler nezdinde ortak söyleme götürdüğünün açıkça görüldüğü, bu bağlamda ABD'de görülen dava Halk Bank davası için hazırlanan uydurma raporun da yine şüpheliden ele geçirilen dijital materyallerde ele geçirildiği, aynı konu ile ilgili olarak daha etkili sonuç alınacağı düşüncesiyle MİT İran masasında çalışmış şüpheli Mehmet Barıner'i istedikleri gibi kullanabilecekleri ve düzmece ifadelerle Türkiye'yi daha da sıkıştırmak amaçlı olarak ABD ülkesine kaçırmak üzere iken suçüstü yakalanmıştır. Şüphelinin FETÖ/PDY’nin amaçlarını bizatihi oluşturduğu ve bu amaçlar etrafından dünya kamuoyunu etkilemeye çalıştığı, ABD ülkesinde en üst düzeyde faaliyet yürüterek hazırladığı raporlar doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti aleyhine menfi kamuoyu oluşturmaya çalıştığı, FETÖ/PDY'nin amaçları çerçevesinde işlendiği şüphesiyle soruşturulan birtakım cinayetlerde adı geçen kişilerle yakın temasının bulunduğu, ürettiği raporlarda geçen jargonların ülke içinde operasyonel olarak kullanıldığı ve tıpkı 1970'li yıllarda olduğu gibi bir kargaşa ortamına hazırlık yapıldığı, Türkiye'de iç karışıklık oluşturulmasına yönelik görüş ve önerilerini ayrıntıları ile 15 Temmuz darbe girişiminden 4 ay önce raporlaştırdığı ve toplumu yönetime karşı ayaklandırmaya yönelik faaliyetleri ayrıntıları ile açıklamıştır."ALTAYLI'NIN İFADESİ İddianamede ifadesine yer verilen Altaylı, 1958'de askeri okulu kazanarak eğitime başladığını, 1962 ve 1963'deki yıllarında Talat Aydemir'in darbe girişimlerinde de Kara Harp Okulunda eğitim gördüğünü konusu darbe girişimleri nedeniyle okuldan ilişiğinin kesildiğini beyan eden Altaylı, bunun üzerine eğitimine Ankara Hukuk Fakültesinde devam ettiğini, 1968'de MİT'ten gelen davet üzerine de MİT adına çalışmaya başladığını dile getirdi. Bir süre eğitim amaçlı Almanya'da yaşadığını, Sovyet Birliği'nin dağılma sürecinde de Özbekistan'da bulunduğunu aktaran Altaylı, FETÖ'nün yurt dışı yapılanması konusunda Azerbaycan ve Özbekistan'daki devlet yetkililerini uyardığını iddia etti. FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Ankara'da bir yakınının evinde bulunduğunu anlatan Altaylı, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ve örgüte dair ise şu ifadeleri kullandı "Ben Fethullah Gülen'i hiç görmedim. Tanımam da. Ancak medyadan ve açık kaynak bilgilerinden örgütün elebaşı olduğunu okumuştum. Ben FETÖ'nün darbe girişimine kadar böyle bir şey yapabilecek kapasitede bir yapı olduğunu hiç düşünmedim. Ancak devlet içindeki bu tür yapılaşmaları ülkem için tehlikeli bulduğum için her zaman karşı oldum. Zaman zaman uyarılması gereken insanları da bu konuda uyardım. Yapının son derece tehlikeli bir yapı olduğu darbe girişimi ile ortaya çıkmıştır."
Enver Altaylı Haberleri - Enver Altaylı Kimdir - Türkiye'nin en kapsamlı haber sitesi. Son dakika haberleri ve en güncel haberler Son Dakika Haberler© 2022
Musa KESLEROluşturulma Tarihi Ekim 22, 2020 0700Emekli Albay Talat Aydemir ikinci kez darbeye teşebbüs ettiğinde karargâhı yine Kara Harp Okulu’ydu. Öğrencileri kararlıydı. Hükümeti bu kez devireceklerdi. 19 yaşındaki gözü kara teğmen adayı da kendinden emindi. Okula yönelik bir baskın girişimi olursa hep birlikte yaylım ateşi açacaklar, okula kimseyi sokmayacaklardı. O karayağız Teğmen adayı Enver Altaylı idi. Darbe girişimi bastırılınca ordudan ihraç edilen 1459 Harp Okulu öğrencisinden biri oldu. Ondan sonraki hayatı da çok hareketli geçecekti. Neredeyse her netameli işin altından onun ismi çıkacak, yıllar sonra kanlı bir darbe girişimini yapan örgütle bağlantılı olarak tutuklanacaktı. Özbek Türkü Şakir Han’, Sovyet rejiminden kaçarak Türkiye’ye sığınmış, Adana’ya yerleşmişti. Sonradan Altaylı’ soyadını aldı. Aynı dönemde Türkistan’dan kaçan ve Adana’ya yerleşen Abdurrahman Kavuncu Hoca’nın kızıyla evlendi. Enver Altaylı, 1944 yılında bu evlilikten doğdu. Rivayete göre baba Şakir Altaylı, Türkistan’da Enver Paşa’nın emrinde çalışmıştı. Oğluna da onun ismini vermişti. Diğer oğullarına ise o İttihat Terakki’nin diğer güçlü liderleri Cemal ve Talat’ın isimlerini İLE TANIŞTI, KARİYERİ DEĞİŞTİAltaylı 1958 yılında askeri liseye başladı. Harp Okulu’na geçtiği dönemde dikkat çeken bir karakterdi. Ailesinin etkisiyle sıkı bir antikomünist idi. Albay Talat Aydemir’in darbe girişiminde Harp Okulu’ndaki tesirli öğrencilerdendi. Bu yüzden sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. Harp Okulu’ndan atıldı. Hukuk Fakültesi’ne başladı. Bu süreçte Hergün gazetesine gidip geliyordu. Kendi anlatımına göre CIA’nın Türkiye yöneticisi Ruzi Nazar ile de orada tanıştı. Nazar Özbek asıllı olduğunu söyleyince’ hemen kaynaşmışlardı. Altaylı’nın bundan sonraki kariyeri Ruzi Nazar’ın dokunuşuyla ilerleyecekti. Bir dernekte çalışırken Nazar onu MİT Müsteşarı Fuat Doğu’ya tavsiye etmiş, Doğu da Altaylı’yı MİT’e almıştı. Altaylı Sovyetolog’ olarak eğitilmişti.“CIA’NIN TÜRK CASUSU”Altaylı yaklaşık 5 yıl görev yaptığı MİT’ten 1973’te ayrıldı. Önce Almanya’da sonra Orta Asya’da sivil toplum’ alanında faaliyet gösterdi. Siyasetçilere de yakındı. Türkeş’e, Özal’a ve Demirel’e danışmanlık yaptı. Ama ismi hep karışık ve karmaşık olaylarla birlikte anıldı. 2013’te CIA’nın Türk Casusu Ruzi Nazar’ adlı bir kitap yazdı. Nazar’ı merkeze alarak soğuk savaş dönemini anlattı. Kitap yayınlandığında Ruzi Nazar 96 yaşındaydı ve Antalya’da Altaylı’nın komşusuydu. FETÖ’nün darbe girişiminden sonra Altaylı’nın ismi bir kez daha gündeme geldi. Zaten 90 yıllardan itibaren Gülen okullarının Orta Asya’daki okullarıyla yakından ilgilenmişti. İfadesine göre bunu kendisinden dönemin Başbakanı Turgut Özal ikinci adamı’ kızını istediBugün FETÖ’nün ikinci adamı’ olarak bilinen Mustafa Özcan ile de o dönemlerde tanıştığını söylüyor. Özcan ile o dönem başlayan tanışıklığı hep devam etmiş. Öyle ki aynı davada yargılandığı damadı Metin Can Yılmaz için kızını istemeye gelenler arasında Özcan da vardı… Özcan FETÖ bağlantısı ve yardım iddiasını hep reddetti. Zaman’a verdiği bir röportajında ise Gülen’e stratejik’ bir değer yükleyerek ondan "Orta Asya'da Türk jeopolitiğinin içini dolduracak insan" diye UYARIAltaylı’nın ilk olarak Hecip Hablemitoğlu’nun Köstebek adlı kitabı hazırladığı dönemde tehdit edilmesiyle gündeme geldi. Eski milletvekillerinden Halil Şıvgın sonradan savcılığa verdiği ifadesinde Mustafa Özcan ve Altaylı’nın kendisinden Hablemitoğlu ile görüşmeleri için aracılık etmesini istediklerini anlattı. Şıvgın “Aracı olmamı istediler, kabul etmedim. Yapıya ilişkin Köstebek isimli kitabını yazıyordu. Bu kitabı engellemek istiyorlardı" dedi. Kimilerine göre Altaylı, cezaevinde hayatını kaybeden Kâşif Kozinoğlu’nun MİT’ten tasfiye edilip hapse atıldığı sürecin de arkasındaki isimdi. MİT’teki FETÖ yapılanmasına yardımcı olduğu da bir başka iddia. Zaten MİT’te görev yapan bazı FETÖ mensuplarının yurtdışına kaçırılmasına ilişkin bir soruşturmada tutuklandı. “HALKI SOKAĞA DÖKME” PLANIBu soruşturmada FETÖ’nün üst düzey birçok ismiyle bağlantıları ortaya çıktı. Sıkı bağlantıda olduğu bazı isimlerin de bazı siyasetçilerin en yakınındaki isimler olduğu belirlendi. Hakkındaki iddianameye göre Türkiye’de iktidarı devirmek için halkı sokağa dökmek’ gerektiğine inanıyor ve FETÖ ile iş birliği halinde bu yönde faaliyetler yürütüyordu. Amerika’da da 2017’nin yaz aylarında bu konuda temaslar yapmış, üst düzey bir FETÖ yöneticisi ile görüşmüştü. Bu görüşmede Halkın sokağa dökülmesi için ekonomik kriz şart, bunun içinde Türkiye’ye para akışı kesilmeli’ gibi ifadeler kullandığı anlatılıyor DE RAHATSIZAltaylı, Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütü’ne yakınlaşmasından da rahatsız olmuş. Bilgisayarından çıkan İngilizce bir mektupta muhatabını bu konuda uyarıyor ve bu uyarıyı da saygıdeğer büyüklerim’ dediği Ruzi Nazar ve Duane Clarridge karşı taşıdığı ahlaki sorumluğunun’ gereği olarak açıklıyor. Amerikan istihbaratının en meşhur isimlerinden olan ve bir dönem Türkiye’de de görev yapan Karanlıklar Prensi’ lakaplı Clarridge Türkiye’de ve dünyada birçok örtülü CIA operasyonlarının arkasındaki isim olarak Kavuncu ailesiyle akrabalığı annesiyle başlıyor. Kendi kız kardeşi de dayısının oğlu Orhan Kavuncu ile evli. Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Altaylı üzerinden itham ettiği İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu da Orhan Kavuncu’nun oğlu…Altaylı halen cezaevinde… Adının etrafındaki olaylara dair tartışmalar ise devam ediyor…
enver altaylı fatih altaylı akrabamı