eski sevgilim numaramı tekrar kaydetmiş
Bilgehem çok sevimli hem çok eğlenceli ama aynı zamanda çok tuhaf bir genç kız Onun fırtınalı ve eğlenceli hayatını keşfetme yolculuğuna eşlik etmek isterseniz sizi Eğlenin brooooğğ. ~#grup: 1 [30.07.2021] ~#eğlence: 1 [31.07.2021] "Hey, hey sen o telefonda bütün gün neye bakıyorsun?"
Kısacasıbittik biz. Sadece bana açılan çocuk, hakkındaki çoğu şeyi bildiğim, iki senem, sevdiğim insan, en yakın arkadaşım, sevgilim, her şeyim, gitti. Gitmem demişti be, bırakmazsın değil mi diye sorduğumda saçmalama demişti, gecenin bir yarısı beni arayıp ne hakla bunu söyleyebileceğimi sormuştu, inanmıştım.
Eskisifrenizi hatirlamiyorsaniz SIFRE yazip 8780’e SMS göndererek de hemen yeni bir sifre alabilirsiniz.
Inanbana sevgilim inan, Evimde senliksin, bahcemde bahar; Ve soframda en eski serap. Ben sende yasiyorum, Sen bende hukum surmektesin. Birak ben soyleyeyim guzelligini, Ruzgarlarla, nehirlerle, kuslarla beraber. Gunlerden sonra bir gun, Sayet sesimi farkedemezsen, Ruzgarlarin, nehirlerin, kuslarin sesinden, Bil ki olmusum.
Merhabalareski hotmail adresimi kurtarmak istiyorum fakat kurtarma seçeneklerindeki telefon numarası eski numaram olduğu için başarılı olamıyorum. ve gizlilik sorusunun cevabını tam hatırlayamıyorum bir kaç defa yanlış denemiş olmalıyım ki ona da daha deneme yapamıyorum . nasıl bir yol izlemem gerekiyor
Site De Rencontre Pour Jeune Celibataire Gratuit. Ayrılık çoğu kişinin yaşadığı en zorlu deneyimlerden biridir. İlişkinizin bittiğini düşünseniz de çoğu zaman bunu dile getirmek hayli zorludur; çoğu zaman ayrılmayı düşünen taraflar son ana kadar dayanır ve ilişkiyi kurtarmanın bir yolunu arar. Ancak beklenen an gerçekleşip ayrılık sürecine girildiğinde de bunun kolay bir dönüşü olmaz. Ta ki ayrılan çiftlerden biri diğerine tekrardan yeşil ışık yakana kadar. Çevrim içi dating uygulaması eHarmony’e göre kadınlar karar vermekte erkeklerden daha iyidir ve ayrılığa karar verenler de genellikle kadınlar olur. Ancak sonrasında ilişkilerde “geri dönüş” yaşanması da yine son derece olasıdır. Eski sevgiliyle tekrardan bir ilişkiye başlamanın iyi bir seçim olup olmadığına dair kesin bir yargı yoktur. Eğer siz de şu an o aşamadan geçiyorsanız öncelikle kendinize ve potansiyel partnerinize’ belli sorular sormanız gerekir. İşte eski sevgilinize geri dönmeden önce sormanız gereken sorular… Kendinize sormanız gereken 6 soru İlk başta neden ayrılmıştık? Aynı yola tekrardan geri dönmeli miyim? İlişkiye başka bir şans vermeden önce öncelikle neden ayrıldığınızı düşünmelisiniz. Acı verici olsa dahi bu adımı atlamamanız gerekir. Kafanızda nedenleri netleştirdikten sonra kendinize benzer şeyleri yaşamaya hazır olup olmadığınızı sorun. Tüm bunlar tekrar yaşanırsa beler olacağını iyi bir şekilde analiz edin. Sadece yalnız olduğum için mi böyle hissediyorum? Mutsuzluk ve yalnızlık sizi eski sevgilinize yönlendiren duygular olabilir. O yüzden gerçekten bu kişiyle tekrar birlikte mi olmak istiyorsunuz yoksa yalnız olduğunuz için tanıdık bir limana mı ihtiyaç duyuyorsunuz sorusunu cevaplayın. Eski sevgilim hakkında hala sevdiğim şeyler neler? Neden ayrıldığınızı düşündükten sonra eski sevgilinizde sevdiğiniz şeyleri de düşünmeyi ihmal etmeyin. Bu kişide gerçekten sevdiğiniz şeyleri listeleyin ve bunların ayrılık sebebinizden daha önemli olup olmadığını değerlendirin. Eğer bu ilişkiye geri dönersek neler değişir? Daha önce ayrıldığınız için eski sevgilinizle ilişkinizin aynı şekilde devam etmesi pek mümkün olmaz. Bu bir nevi yeni bir ilişkiye başlamak gibidir. Şu an ne tarz bir ilişki istiyorum? Eski sevgilinizle yaşadığınız ilişki size iyi ya da kötü birçok ders çıkarmanıza sebep olacak sonuçlar sunmuştur. Peki sizin ideal ilişki anlayışınız ne? Karşınızdaki kişi istediklerinizi size verebilecek mi? Karar vermeden önce başka insanlara da danışmalı mıyım? Ayrılık dönemlerine en yakından tanık olan kişiler genellikle arkadaşlar ve aile üyeleridir. Bu sürecinizde yakınınızda olan kişilere bunun nasıl bir fikir olduğunu sorun ve onların cevaplarını dinledikten sonra neyin sizin için daha iyi olduğuna karar verin. Eski sevgilinize sormanız gereken 6 soru Neden tekrar birlikte olmak istiyorsun? Eski sevgiliniz size sadece “yalnız hissediyorum” gibi bir cevap verirse bu çok da tatmin edici değildir. Ondan tekrar bir arada olmanızın en önemli sebeplerinin ne olduğunu dinleyin. Sence daha önce neden yürütemedik? Daha önce ilişkinizi neden yürütemediğinizi bir de ondan dinleyin. Hali hazırda kendi düşüncelerinizin farkındasınızdır ancak tekrar bir ilişkiye başlamak istiyorsanız karşınızdaki kişinin de düşüncelerini dinlemeniz gerekir. Bu sefer yürümesi için elinden geleni yapacak mısın? Tekrar birlikte olmayı istemek yeterli değildir. İki tarafın da kendini ilişkiye adaması ve tüm bu süreçte elinden geleni yapması gerekir. Bu ilişkinin nereye doğru gittiğini görüyorsun? Eğer siz eski sevgilinizle yeni bir ilişki kurarak bunun sonsuza kadar gideceğine inanıyorsanız ona bu konuda nasıl düşündüğünü sorun. Onun da sizinle aynı fikirde olması son derece önemli. Yoksa tekrardan başlayacak bu ilişki sizin için kalp kırıklığından başka bir şey olmaz. Birbirimizle açık iletişim kurup birbirimize karşı her zaman dürüst olacak mıyız? Bunu daha önce de duymuşsunuzdur İlişkideki en önemli detay iletişimdir. Birbirinize karşı dürüst olacağınız konusunda açık olmalısınız. İletişimimizi nasıl geliştirebiliriz? Eğer tüm bu soruların cevabını aldıysanız son soruyla durumu netleştirebilirsiniz. Böylece eski partnerinizin yeni ilişkide nasıl bir tutum izleyeceğine dair aklınızda belli şemalar oluşacaktır. Kaynak
Haberler > Eski Sevgiliyle İlgili Elem Verici 5 Yaşanmışlık - 1324 - 1703 Kimin hayatında eski sevgili ile ilgili hatırında kalan acı tecrübeler yok ki? 1. Eski sevgilinin yeni sevgilisi ile ilk karşılaşma Daha ayrılalı 1 ay falan olmuş, belki de 3 ay olmuştur kafam o kadar dağınık ki bilemiyorum. Doğal yaşam alanım ev olmuş durumda. Sadece zaruri ihtiyaçlarımı karşılamak için, hiç istemeye istemeye evden çıkıyorum. Aslında çok param olsa ona da gerek görmeyeceğim, vereceğim su siparişini, vereceğim yemek siparişini, indireceğim filmleri oturacağım evde ama bim ya da a101 bu gibi ihtiyaçlar için çok daha ideal. Bir pazar günü, öğlene doğru midemde keskin bir sancıyla uyandım. Başkası olsa bunu bin türlü hastalığa yorardı ancak ben bunun açlık olduğunu çok iyi biliyordum. İki gündür çiğ köfte ve dürüm haricinde hiçbir şey yememiştim. 200 metre uzaktaki bim'e gitmek farz olmuştu. Saç baş kir yağ içinde, altımda 2 haftadır hiç çıkartmadığım eşofman, üstümde annemin yer bezi dahi yapmak istemeyeceği bir tişört ve üzerinde Terkos pasajından satın aldığım depresyon hırkam ile dışarı çıktım. Öğlene doğru uyanmış olmama rağmen eksikliğini hissettiğim uykumun kalan kısmını yolda uyumayı planlamıştım, uyguladım da. Bim'den içeri girdiğimde aklımda sadece en ucuz ve pratik gıdalardan bir demet oluşturmak vardı. Direkt buzdolabına yöneldim, işte tam da o anda onu gördüm, acılı ezmelerin başında alsam mı almasam mı bakışıyla arzı endam ediyordu. Hep kararsızdın sen kadınım diye geçirdim içimden. Bir anda içinde bulunduğum iğrenç durum aklıma geldi, ancak senden sonra böyle oldum deme fırsatını kaçırmamak için bu halimi gözardı ettim. Ona doğru yürürken tam karşı tarafımdan benimle birlikte start alan yakışıklının acılı ezmerlere doğru neden geldiğini düşünecek vaktim yoktu. Ancak yakışıklı iyi start alamamasına rağmen sonradan açılmış ve açlığımdan da faydalanarak beni geçmiş ve onun beline bir yılan gibi dolanmıştı. Kötü yola mı düştün sen! Diye bağırmak istedim, neden herkes senin beline bu kadar kolay sarılıyor yarim! diye ünlemek istedim ancak yakışıklının dolgun dudakları acılı ezme seçen nazlı yarin dudaklarına konunca beynimde şimşekler çaktı. Aysel'in bahsettiği, ama senden çirkin ya diye eklediği yağız bu olabilir miydi? Ya Aysel kördü ya da beni kırmak istememişti... Beni kırmak istemediği aşikardı, çünkü bu adama benden çirkin demek Adriana Lima ile Kibariye arasında kalmak gibi bir şeydi. Açlığı göze alarak geri dönmek üzereydim ki arkadan gelen 'birader bakar mısın?' sesiyle irkildim. Beynim bana oyun oynuyordu, Selin bana asla birader demezdi ki? Aşkım, bebeğim, canım, aşkitom bile demişliği vardı ama birader? Okeye dördüncü arayan Hikmet emmi gibi olmuştu güzelim kız. Dönünce birader diyenin Selin değil de yağız, mert, civan delikanlı olduğunu gördüm. Gören sadece ben değildim, Selin de dönmüştü, ufak bir şaşkınlığın, acıma hissinin, yazık lan ne olmuş buna böyle bakışının ardından 'aa Mert n'aber' diye bağırdı. Yağız delikanlı muhtemelen 'Selin bu evsizi nereden tanıyor acaba' diye düşünmüş olmalı. Bu deli düşünceler silsilesi arasında 'iyidir ya senden?' dedim. Ama durumumun iyidir ya ile uzaktan yakından ilgisi yoktu. Umarım kasada aldıklarımın parasını bu tatar Ramazan kılıklı adam vermeye çalışmaz diye geçirdim içimden. Vermedi... Ama bakma perişanlığım senin yüzünden yoksa para pul çok bende mesajı vermek için aldığım acılı ezme, salam, sucuk ve mantı bana pahalıya patlamıştı. Hele bohemliğimi vurgulamak için aldığım Hollanda karamelli waffle'ı ağzıma sıçmıştı. Belki 1 hafta aç kalacaktım, önemli değil de, Yağızın 'Selin sen kimlerle çıktın benden önce ya?' diye kıza acıyacak olması çok koydu bana. Şimdi eve gidip kızı teselli etmek için sevişir de bu piç! 2. Son bir şey söylemek isterim sana... Günlerdir aklımı kemiren tek şey bu... Ona son sözlerimi söyleyemeden ayrılmışım gibi hissediyorum. Telefon açmak, mesaj göndermek, Instagram'dan fotoğraflarını beğenmek, Twitter'dan twitlerini favoriye eklemek gibi bir şey değil bu dediğim. Gözlerinin içine bakmak, son bir kez ellerini tutmak ve şimdi git artık demek istiyorum. Sanki araftayım ve yarım kalan işimi tamamlamadan bu ilişkiden ayrılıp gidemiyorum. Bu düşüncelerle yeni bir güne daha uyandım. Artık bu yükü taşıyamayacağımı fark edip daha günün ilk sigarasını bile içmeden mesaj attım... 'görüşebilir miyiz?''Evet, tabii ki' diyeceği kabul etmeliyim ki hiç aklıma gelmedi. Daha ziyade, artık rahatsız etmesen, bazı şeyleri kabul etmen lazım, lütfen bir daha arama, vs. demesini bekliyordum. İşte biz erkeklerin sıkıntısı bu, daha şimdiden 'acaba o da beni özledi mi?', 'O da mı geri dönmek istiyor ki?' düşünceleri aklımda tur atmaya başladı. Oysa iki insan normal şekilde görüşemez mi? Gel de bunu yeni ayrılmış erkek beynine anlat. Saatlerce evde tek başıma oturup, son kez neler söylemek istediğimi düşündüm, planladım, tasarladım. Silip silip yeniden yazdım, beğenmediğim yerleri çıkardım, afili cümleler, kelimeler sıkıştırdım. Hiç sözümü kesmeden ve ellerini elimin içine almama izin vererek dinlerse ve finalde o bir damla göz yaşını göz pınarlarımdan salabilirsem... Yeniden birlikte olmamız işten bile değildi. Acaba gliserin mi alsam diye düşündüm, ağlamak için kesin bir çözüm olabilirdi. Ancak o kadar duygusal ve özenli bir konuşmam vardı ki düşündükçe bile ağlayasım geliyordu. Yazık, ağlama provası yapacak zamanım kalmamıştı. En sevdiği mavi ekose gömleğimi, düşük bel kotumu ve botlarımı giyerek evden çıkıyordum ki dönüp onun hediye ettiği parfümden bolca sıktım... Allahım heyecandan ölecektim, romantik komedi filminin duygusal sahnelerinden birinin çekimine giden oyuncu gibiydim, rolüme iyice girdiğimi hissediyordum. Vallahi gelmişti... Tüm bildiklerimi, çalıştıklarımı unuttuğumu hissediyordum. Bir de masaya oturunca ellerini kucağında tuttuğunu görünce her şey yavaş yavaş aleyhime dönüyormuş gibi düşünmeye başladım. Nasılsın dedi, çok mu umurunda dedim... Umurumda değil mi zannediyorsun dedi, hıı diye geviş getirdim... Ellerini tutup gözlerinin en içine bakacağım diye çıktığım yolda mala bağlamıştım... Sen nabıyon dedim... trip atmaya mı geldin diye tüyümü döndüğümde eksik bir şeyler vardı bende... İlişki bitmiş miydi yani şimdi... Oysa söyleyeceklerim vardı. 3. Nikahına beni çağır sevgilim... Ayrılalı kaç yıl olduğunu düşünmek için, düğün davetiyesinin gelmesi gerekiyormuş. Direkt bana yollasaydı saçma bulurdum ama ailelerimiz de tanışıyor olduğu için annesi anneme vermiş üzerinde Salim Bey ve Ailesi yazan davetiyeyi. 1 yıl olmuş birbirimizden ayrı düşeli. Tam onu düşünmemeye alışmışken gelen bu davetiye tüm planlarımı bozdu, hayatımı altüst etti. Aytaç ve Kamer aileleri sizi en mutlu günlerinde aralarında görmekten... En mutlu günleri ha... Oysa Pier Loti'de az şekerli kahvemizi içip Haliç'i seyrederken 'bundan daha mutlu bir günüm olabilir mi?' demiştin, oluyormuş demek sen gelmiyor musun dediğinde evde eşofmanla o odadan bu odaya seğirtip duruyordum. Nereye dedim şaşkınlıkla. E bugün Nihan'ın düğünü var ya dedi. Sanki hatırlamıyormuş gibi yaparak ne Nihan'ı ya, hangi Nihan? dedim. Oysa küçük altınımı takarken söyleyeceğim kinayeli cümle bile hazırdı; 'umarım en mutlu günler yaşarsın' diyecek, onu Pier Loti'de kahve içtiğimiz güne sürükleyerek gözlerini yaşartacaktım. Onu unutmadığımı, o günden beri ne acılar çektiğimi ilmek ilmek dokuyacaktım kafasına. Haa bizim Nihan dedim, tamam iki dakikada giyinirim diyerek, bir hafta öncesinden kuru temizlemeye verdiğim takımımı ütüsünü bozmadan itina ile giydim. Zaten saç sakal tıraşımı dünden olmuştum. Parfümümü de sıkıp annemlerle yola çıktım. Petek düğün salonundan içeri, Rezervuar Köpekleri filminin açılış sahnesi fon müziği ve edasıyla girdim. Merdivenlerden usul usul indim. Gelin ile damadın oturduğu masa girişin hemen karşısındaydı, beni göreceğini ve keşke şu an yanımda oturan o olsaydı diye düşüneceğini hayal ettim... Daha gelin ile damat gelmemişti, Feride teyzenin elini öperek hoparlörün dibindeki masaya, kadınların arasına bir sığıntı gibi yerleştim. Saatlerin masadaki teyzelere limonata, kuru pasta taşımakla, yaramazlık yapan çocuklara 'hıııı' demekle geçti. Annemin ısrarı ile 8 yaşındaki kuzenimle dans ettim, annemle Ankara'nın Bağları eşliğinde kırıttım... Nihayet takı töreni planıma az kalmıştı, küçük altınımı hazırladım, ellerim terliyor, kalbim hızla atıyordu. Ona bunu yapmaya hakkım yoktu belki ama beni ömür boyu unutamayacağı bir dersle hatırlaması en azından egomu biraz olsun tatmin edecekti. Sıra bana geldi, ağır adımlarla ona doğru yürüdüm, o sırada bana bakmıyor, eşi olacak hanzoya bir şeyler söyleyip gülüyordu. Yaklaştım, elimi boynundan geçip dizlerine kadar uzanan kırmızı kuşağa attım, tam o sırada bana döndü ve... 'A Taner naber, gelmene çok sevindik, bak bu eşim Cengiz' dedi. 'Merhaba enişte, Allah bir yastıkta kocatsın' diyerek altınımı taktım ve yerime hatırlamayacaktı... Takı töreni bitti paraları destelemek için gelin odasına gittiler. Tam gözlerimden iki damla yaş akacaktı ki arkadaki teyze sırtımı dürterek 'pasta vermediler bizim masaya' dedi. Hışımla kalkıp mutfağa gittim, 'abi şu masaya pasta verilmemiş' dedim. Az bekleyin yahu hangi birinize yetişelim dedi. Masaya döndüm, söyledim şimdi getiriyorlar dedim. Limonata var mı dedi, yoksa ben alırım sana teyzem dedim. Egomu en son pistte oynayan çocukların ayaklarının altında gördüm... Ağlıyordu. 4. Alo, hah Metin görüşmemiz mümkün mü? Sabahın köründe çalan telefon mu? Kapı mı? Kapıysa kim geldi, telefonsa hangi manyak arıyor bu saatte türü düşüncelerle ayılmaya çalışırken, bir yandan da saat mi çalıyor acaba, lan benim saatim yok ki diye aklımdan geçiriyordum. Yüz üstü yattığım yatakta hafifçe doğrulup telefona uzandım... Arayan Zeynep' açmadan sanki uyumuyormuş, çoktan kalkmış da hayatın yükünü omuzlamış gibi bir imaj vermek için ses açma pratikleri yaptım. Birkaç kere efendim, biraz a-a o-o e-e dedim. Telefonu kapatacak lan diye panik yaparak en cool sesimle alo, dedim. Ay tam kapatıyordum, ne yapıyorsun uyandırmadım ya? dedi. Saçmalama bu saatte uyunur mu, okuldayım dedim. A ben de okuldayım neredesin diyeceğini nasıl oldu da hesap edemedim bilmiyorum ama dedi. Onun nerede olabileceğini ve nereye gelmesinin mümkün olmadığını düşündüm, şimdi çıktık arkadaşlarla Kadıköy'e iniyoruz dedim. Tamam ben de oraya geleyim gittikçe sarpa sarıyordu. Şimdi evden çıksan Kadıköy'e inmem 1 saatimi bulurdu, e duş, giyinme falan desek asgari 2 saat lazımdı bana. Birkaç işim var, 2 saat sonra olur mu dedim. Beynimin bu hızlı çalışmasını her zaman sevdiğimi geçirdim aklımdan. Olur bana uyar, seninle görüşmem lazım dedi. Duşa nasıl girdiğimi hatırlamıyorum. Son bir ayrılık sevişmesi mi acaba diye apış aramı köpürtürken buldum kendimi... Utanmalıydım belki ama, utanmadım, en iyisini hak ediyor diye pis pis sırıttım. Belki de geri dönmek istiyordu kim ardından yeni açtığım boxer donumu giyip evden fırladım. Çok çabuk terleyen biri olduğumdan koşmamaya özen gösteriyordum ve kalem parfümümü de yanıma almıştım. Buluşmayı planladığımız yere, 20 dakika erken gelmiştim ve terlememiştim üstelik. Yine de parfümümden kulak arkalarıma biraz sıktım, çünkü parfümün buradan yayılırken bıraktığı sıcak kokuyu seviyordu Zeynep. Oturdum, bir kahve söyledim, içtim bitirdim, bardağı almalarına izin vermeden bir tane daha söyledim ki arkadaşlarla burada olduğuma ikna olsun. Tam vaktinde geldi... Selam dedi her zamanki gibi gülerek ve oturdu. Ne içiyorsan aynısından diyerek yine güldü, gözleri güldü. Hafta sonu arkadaşlarla Ulubey Kanyonu'na gideceğiz dedi. Beni de mi çağıracak acaba dedim, yalnız gitmek istemiyor. Ne zaman korksa bana sarılırdı zaten diye geçirdim içimden. Gitmeden önce sevişmek isteyecek mi diye ekledim... Çok güzel dedim, kaç kişisiniz diye sordum. Aceleyle ya 15-16 kişi kadarız dedi, sanki artık sadede gelmek istiyor gibiydi. Bir şey söyleyeceksin sanki bana dedim, evet dedi, ama sıkılıyorum biraz. Gevrek gevrek gülerek söyle söyle çekinme dedim. Hani benden 200 lira almıştın ya, onu bugün vermen mümkün olabilir mi? dedi...Eve döndüğümde bursun yatmasına daha 10 gün olduğunu düşündüm, kalan 100 lira bana ne kadar yetecekti. Donumu çıkarıp, tekrar kutusuna koydum. 5. İki medeni insanız biz Serzan?! Aslında teklif benden gelmişti. Ayrılıyoruz diye düşman olmak zorunda değiliz, neticede mürekkep yalamış, iki medeni insanız diye Murat Boz'dan alıntı bile yapmıştım. Kabul etmeyip de ne yapacaktı, medeni değilim ben mi diyecekti? Kabul etti tabi. İşte onu tekrar elde etmenin ilk adımını atmıştım. Sevgiliyken arkadaş olup sonra yeniden başlayan bir sürü insan olmalıydı, neden bir başkası da biz olmayalım ki diye düşünüp, aylar sonra ilk kez keyiflendim. Uzun süre boyunca sürekli görüştük, alttan alta birkaç ima dışında benden beklenen adımların hiçbirini henüz atmamıştım. Serzan'ın kıvama gelmesini bekliyordum. Onun da bana hayır diyemeyeceği bir noktaya gelmesi an meselesiydi. Çünkü gerginliği yüzünden okunuyordu. Beni istiyor, beni arzuluyor fakat bunu dile getirmeyi kadınlık gururuna yakıştıramıyordu. Canım benim, her zaman gururluydu. Biraz daha sabredip onun iyice çıldırmasını beklemek biraz haince de olsa açıkçası keyif vericiydi. Sanırım öğleden sonra 3-4 gibiydi, telefonum çaldı. Arayan Serzan'dı. Yüzümde alaycı bir gülümsemenin belirdiğini hissettim, telefonun biraz daha çalmasına izin vererek açtım. Kusura bakma canım mutfaktaydım geç açtım dedim. Evcil yönümü gördüğünü düşünüyordum. Akşam kızlarla Vega'da buluşuyoruz sen de gelsene dedi. Kıvama geldi diye düşünerek, tabi canım benim de işim yok zaten bu akşam, gelirim deyip telefonu kapattım. O kadar arkadaşının arasında beni meşrulaştırmak istiyor diye düşünerek müstehzi gülüşümü yine suratıma içeri girdiğimde masayı hemen gördüm. Serzan'ın yanına çakalın biri oturmuştu ama ben masaya gidince Serzan illaki rica edip onu öteler diye düşündüm. Ötelemedi. Bana kuru bir selam verdi, karşı sırasında ondan 3-5 kişi uzağa, besleme gibi oturdum. Biramı söyledim, Serzan votka portakal içiyor, yanındaki yılışıkla bir şeyler konuşup gülüyordu. Böyle bir gecede beni neden kıskandırmak istiyor ki diye düşündüm. 1 saat boyunca yanımda oturan, adının Kamil olduğunu öğrendiğim elemanla boş boş konuşup durdum, ta ki Serzan'ın ayağa kalkıp votka dolu bardağa vurarak arkadaşlar! demesine kadar. Yanındaki yılışık yeni sevgilisi Berk'miş, iki haftadır görüşüyorlarmış ve artık biz arkadaşlarıyla bunu paylaşmanın şart olduğunu düşünmüşler. En son Kamil'e 'hee çok yakışıyorlar koyim' dediğimi hatırlıyorum.
aynı hatayı tekrar işleme olayı tarafların ders alamadığını gösterir bazı çevrelerde remix olarak da adlandırılan durum . . . aslida bi cok insanin hayatinda en az bi kez yaptigi hata.. sonucun olumlu oldugu pek az gorulmekle birlikte dumur olasiligi her zaman daha yuksektir. "akıllı adam* bir taşa iki kere basmaz." atasözünün hatırlanması gereken durumdur. eğer aradan kısa süre geçtiyse tarafların hatalarını anlayıp sıfırdan başlamak için ümitle gelme* olasılıkları çok yüksektir ki bu iyiye işarettir. fakat uzun süreden sonra eski sevgili tekrardan sevgili statüsüne kavuşuyorsa bu hem mevzubahis sevgililer hem de ayrı kalınan zamanda sevgili statüsüne erişmiş insanlar için gayet kırıcı ve irrite* edici bir olaydır. eski sevgili sandıınız kişinin aslında hiçbir zaman eskimemiş olduunu anlamanız gereken durum...bkz bittigi zaman bitmiştir olay yalama olan bir ilişkiye dönüşüyorsa hoş değildir. eh bir yada 2 kere neysede devam edeni pek zevk vermez tarih tekkerrürden ibarettirin"ne tarihi olm, seviyomm seni"seklinde lump lump lumpenlesmesi aynı boku yeniden kaşıklamak. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
Ve ben de biliyorum benim durumumdaki bir kişinin yapması gerekenleri ama doğru olanı yapmayı bir türlü başaramıyorum. Ben 23 yaşında, çalışan, nişanlı bir genç kızım. Hayatımda nişanlanmadan önce bir kişi oldu ve ben hâlâ o kişiyi unutamıyorum! Bu durum beni o kadar rahatsız ediyor ki, nişanlıma karşı kendimi suçlu hissediyorum. Yakın bir tarihte evlenmeyi düşünmemize rağmen, eski sevgilimi aklımdan çıkarabilmiş nişanlım çok iyi bir insan... Benim aradığım birçok özelliğe sahip. O kadar güzel bir yüreği var ki... Belki de beni bu kadar üzen, onun bu denli iyi olmasıdır. Diğeri ise beni hiç hak etmiyordu. Çok tutucu ve mesleğine güvenen biriydi. Bu yüzden teklifini de reddettim. Ama 6 ay sonra ona sırılsıklam aşık olduğumu anladım! Onunla 6-7 ay kadar görüşmüştük. Çoğunlukla telefonda gerçekleşen görüşmelerimizde geleceğe dair planlardan hiç söz etmedi. Sadece beni çok sevdiğini söyleyip dururdu. Onun benimle bir gelecek düşünmediğini öğrendiğimde acılar içinde ayrıldım. O kadar gururum incindi ki; nişanlımla tanışır tanışmaz, onun ne kadar iyi biri olduğunu anladım ve hemen evlenmeye karar düşünerek nişanlandım, ama son günlerde yine ötekini düşünüyorum. Beni hiç mutlu etmeyen birini hâlâ unutamamış olmak beni çok üzüyor. Asıl korkum evlendikten sonra da unutamamak!Sizden yardım ÇARESİZ KALDIMKızım bu yazdıkların bana çok anlamsız geldi. Bir yandan onunla sadece telefonda görüştüğünü, bu görüşmelerde de doğal olarak ileriye yönelik bir şey konuşulmadığını söylüyorsun. Bir yandan da onun sana kesin olarak gelecekle ilgili bir söz vermediğini görünce yıkıldığını sen, bu çok az tanıdığın çünkü telefon görüşmeleriyle bir insanı ne kadar tanımak mümkün bilemiyorum genç adamı takıntı haline getirmişsin. Yani aslında onu sevdiğini bu kadar ucuz bir şey mi kızım? Bu kadarcık zamanda, çoğunlukla telefonda görüşerek bir insanı nasıl tanıyabilirsin? Ortamın ne kadar kötü olduğunun farkında değil misin? Hazır gerçek anlamda güvenilir, seni seven bir genç bulmuşsun, daha ne istiyorsun? ıradeni kullan, çıkar aklından zaten hiçbir şey yaşamamış olduğun o genci...6 aylık hamileyim, eşimle cinsel ilişkiden nefret ediyorum Güzin Abla, ben 20 yaşında bir genç kadınım. 7 aydır evliyim ve 6 aylık da hamileyim. Benim sorunum eşimle ilişkiye girerken bir anda ondan nefret bağırıp çağırıyor, ilişkiye girmekten bir anda vazgeçiyor, ama 10-15 dakika sonra dayanamayıp tekrar gönlünü almaya çalışıyorum. Eşim de bu durumdan çok rahatsız oluyor. Ne yapmalıyım sizce? Bana yardım edin. RUMUZ ASİ PRENSESKızım, eşinle hiç ilişkiye girememiş olsaydın, buna vaginismus adı verilen rahatsızlığın yol açtığını söylerdim. Ama vaginismus’da, vajina kaslarının kasılmasıyla asla ilişki kuramama durumu vardır. Bebek beklediğine göre demek böyle bir sorun söz konusu değil. Ama yine de psikolojik olarak cinsel ilişkiden kaçma, ilişkiyi reddetme durumun var belli ki...Bu, bazen bebek bekleyen kadınlarda görülebilen bir sorun... Ama eşini düşman gibi görmen biraz abartılı. Benim sana önerim, bu konuyu önce kadın doğum uzmanınla görüşmen... Onun önerisi doğrultusunda bir psikiyatra gitmen de uygun olabilir. Böyle bir tepkinin kökenini araştırmak gerekebilir. Bu, geçmişte yaşadığın bir olaydan mı, eşinin farkında olmadan seni kıran bir davranışından mı yoksa annenin genç kızlık yıllarında erkeklerle ilgili düşüncesizce yaptığı bazı uyarılardan mı kaynaklanıyor, öğrenmelisin... Belki de sadece bebek beklediğin için duygularında bazı geçici değişimler olmuştur.
Merhaba Güzin Abla, 26 yaşında genç bir delikanlıyım. Benim hikayem 15 yaşındayken başladı. Çok yakın arkadaşım babasının tayini nedeniyle, ailesiyle farklı bir şehre taşınmak zorunda kaldı. Arkadaşımla görüşmeye devam ediyorduk. Orada farklı bir okula gitti. Ben de arkadaşımın sınıfından bir kıza âşık oldum. Sosyal medya aracılığı ile tanıştık ve sevgili olduk. İlişkimiz 3 yıl sürdü. Yüz yüze hiç görüşmedik ama birbirimizi çok sevdik. Hayat işte, bir şekilde ayrıldık. Kız arkadaşım zor dönemler geçirmişti, yanında olamadım hiçbir zaman. Uzaktan beraberlik onu hâlâ internetten takip ediyorum. Nişanlanmıştı ve yıl önce evlendi. Mutlu bir evliliği de var ama benim aklımdan hiç çıkmıyor. Bahsettiğim yakın arkadaşım iş için tekrar benim bulunduğum şehre taşındı. 2 ay önce de sevdiğim kadın, eşi ile birlikte bulunduğumuz şehre tatile geldi. Arkadaşımın da aralarında olduğu, bulundukları sahile gittim, orada gördüm onları. Kalabalık bir ortam içinde muhabbet ediyor, eğleniyorlardı. İçlerinde benim de samimi olduğum kız arkadaşlarım vardı. Gidip selam verdim. Bana ayıp olmasın diye “buyur, otur” dediler. Saatlerce oturdum orada ama kötü bir niyetim yoktu. Sadece onu görmek istiyordum. O çok rahatsız oldu bu durumdan ama sesini çıkaramadı. Abla aklımdan çıkmıyor. Çocukluğum, ilk aşkım... Ondan sonra da kimse olmadı hayatımda. Kiminle konuşmaya başladıysam sanki o vardı karşımda. Yapamadım. Evimi terk ettim, işimden ayrıldım, alkol kullandım. Ama hiçbiri aklımdan çıkmasına izin vermedi. O kadar utanıyorum ki kendimden, nasıl böyle bir şey yaptım diye ama gönlüme söz geçiremedim. Dünya iyisi de bir eşi var; o ortamda konuşma şansımız oldu. Daha da kötü oldum. Aklıma geldikçe yaptığım hata için lanet okuyorum yardım et abla, tavsiyelerine ihtiyacım var.◊ Rumuz ÇaresizimYANITSevgili oğlum, hayatını böyle mahvedecek, kendini bunalımlara sürükleyecek gerçek bir aşk hikâyesi bile değilmiş bu yaşadığın. Bu genç kadınla bir kez bile karşılaşmamış, onu fotoğraflarının dışında hiç görmemişsin. Ama bu yazdıklarını okuyanlar, aranızda gerçek bir aşk yaşandığını, birlikte uzun bir beraberlik geçirdiğinizi, her türlü ilişki içinde olduğunuzu düşünebilir. Oysa sanırım onun bir kez bile elini tutmamış, bir kez bile yüz yüze görüşüp, gözlerinin içine bakmamışsın. Onun evlendiğini duyduğunda, hele senin oturduğun şehre geldiklerini öğrendiğinde yanlarına gidip, onu ve eşini doğrudan görmek istemişsin. Bu çok normal bir şey, bunu herkes isterdi ve bunun için kendini suçlaman o kadar anlamsız ki... Şimdi bu duyduğun pişmanlığın seni yiyip bitirmesine izin vermemelisin. Aslında pişman olman gereken tek şey, yıllar önce gayret edip onu görmeye gitmemen, onunla gerçekten tanışmak için bir harekette bulunmaman, arkadaşlığınızı internet dışında da sürdürmek, onu yakından tanımak için çaba göstermemen... Onun bir başkasıyla nişanlanmasına fırsat vermeyebilirdin o zaman. Ama artık bütün bunları düşünmek ve geriye dönüp pişmanlıklar yaşamak için çok geç. Gördüğün gibi o düzgün bir adamla evlenmiş. Mutluymuş. O halde yapabileceğin hiçbir şey yok. Bundan sonra senin için sadece bir hayal olan bu genç hanımı unutmak en hayırlısı. Düşünürsen onunla gerçek bir anınız, bir yaşanmışlığınız bile yok. O halde neyin yasını tutuyorsun? Böyle sanal bir arkadaşlık nasıl tüm yaşantın olabilir? Bence bu sende takıntı haline gelmiş. Belki de bir uzmanın yardımını almalısın sevgili oğlum.
eski sevgilim numaramı tekrar kaydetmiş